Neden sevdiklerimize zarar veririz.

Neden sorusunun birçok yanıtı olabilir. Ancak şu veya bu sebeple bir suçlu aramak değil amacımız. Her zaman söylendiği gibi içimize döner ve sebebi neden bunu seçtiğimizi kendimize sorarsak sonuç alabiliriz.  Şimdi sorunun yanıtıyla devam edersek; bunun için zeka geriliği yanı toplumsal normlardan daha düşük bir zekaya sahip olduğumuzu bir neden olabilir. Çünkü düşük IQ lu insanlar davranışlarından ve hatta davranışlarının sonuçlarında habersizdirler. Bu durumda onları cezadan muaf olması anlamındadır.

Toplumsal şiddetten bahsetmek gerekirse, bazen fiziksel saldırı ile eş anlamlı kullanılan, bu manada bir kişinin başkasına acı vermek veya yaralamak kastıyla yaptığı davranış olarak tanımlanmaktadır.

neden zarar veririz

İkinci bir nedense; akıl hastalığıdır. Şizofreni, antisosyal kişilik bozuklukları, duygu durum bozuklukları, psikozları sayabilirim. Kişinin realiteyi değerlendirmesi bozulmuş, algıları kendine göre değerlendirme biçiminde değişmiş ve gerçeklerden uzak, sebep sonuç değerlendirmesini yapamaz durumda bir bozulmadan yada hastalıktan bahsediyorum.  Eğer bu tedavi edilemez bir durum teşkil ediyorsa en makul uyum sağlama yolu rehabilite etmektir. Bu yolla hasta kişiye hastalığının ve içinde bulunduğu durumun reatilesi konusunda bilgi kazandırılır, ki buna meslekte bizler içgörü kazandırma diyoruz, sonrasında uyum için davranış düzeltmeleri yapılır. Bu duruma da psikoterapi adı veriliyor.

Üçüncü sebep ise; çocukluk dönemlerinde şiddete maruz kalmaktır.  Psikoterapiden en çok yararlanacak gurubun bu gurup olduğu aşikar. Geçmişte yaşanan olayların bizim üzerimizdeki etkilerini kabullenmek ve yeni bakış açısı kazanmak bizim sahip olduğumuz hatalı davranış düzenlemeleri için gerekli bir süreç olduğunu kabullenmek gerekir. Bunu sağladığınız taktirde siz ve hayatınızda yaşadığınız değişimler her zaman kalıcı ve pozitif olacaktır.

Toplumlarda her ne kadar kanun ve ahlak kurallarıyla dizginlenen bir şiddet davranışından bahsetsek bile bildiğiniz üzere devam eden ve hatta son yıllarda artan şiddet olaylarını görmektesiniz. Demek ki bu iş kanun, yasa, ahlak dinlemiyor. Sadece kişinin ruhsal gelişimiyle alakalı. Tüm toplumu akıl hastası vaya zihinsel gerilikle sınıflandıramacağımıza göre demek ki şiddet, ve şiddetin sonucu olan bozuk davranış bizde gizli. Biz kendimize bakmalı ve kendimizden başlamalıyız.

İlk önce şöyle başlayalım.  Bir davranış sonrasında karşımızdaki insanın canı yanıyor yada çok üzülüyorsa bu davranışta bir sorun vardır. Bana “ama  karşımdaki hep….  Davranıyor”  yada “her zaman bunu yapar, zarar gören benim.”  Yada “böyle  davrandığımda dayanamıyorum”  gibi ifadelerle gelmeyin.  Çünkü baştan ne demiştik? Önce kendimize bakalım.

Şiddetin karşılığı şiddet olmaz. Hiçbir zaman.

Konuya azıcık girdim. Farkındaysanız fiziksel şiddetle psikolojik şiddetti ayırmadım ama farklı olacağını vurgulamak istedim. Karşımızdaki kişinin , eşinizin , çocuğunuzun duygularını , istek ve beklentilerini görmezden gelmek, yargılamak, aşağılamak, kıyaslamak ruhsal şiddetin içinde değerlendirilir.  Pek çoğumuz bu tür şiddete maruz kalmış olabiliriz. Bu tür şiddetin daha kalıcı ve yıkıcı olduğunu, bu konuda empati yoksunu bir iletişimde anlaşılmasının çok güç olduğunu, çoğu zaman da yıllar sonra anlaşıldığını ifade etmek isterim.  Bence ivedilikle görünen, bilinen fiziksel şiddet konusunda önlemlerle birlikte psikolojik şiddetinde ele alınmasından yanayım.

Bunu nasıl sağlarız kısmına gelince, öncelikle belki çoğumuza gına getirmiş olabiliriz ama demek ki başarılı olamadığımız iletişim becerilerini güçlendirmeyle başlamalıyız.  İletişim becerilerinin en başı ve önemlisi dinlemek…

Yargılamadan, önemsiyerek dinlemek.

Karşınızdaki kişinin, kim olursa olsun duygu ve düşüncelerini ifade etmesine izin verirseniz ve kendinizi de anlatma yolunun dinlemekten geçtiğini bilirseniz bence şiddettin yarısını düzeltmiş olursunuz.  Bunun ilerisinde tabi ki başka faktörlerde olacaktır. Empatik düşünme, müdahale etmeme, saygı duyma, kişisel sınırlar gibi kavramlar gelecektir. Ama önce dinlemeyi bilme çok önemli bir adım.

O zaman bu gün için yeni bir başlangıç yapalım ve kendimize ailemize bir katkıda bulunalım. Bu günden itibaren her gün akşam aile bireylerinin yada birlikte yaşadığınız kişilerin bir arada olduğu ortak saatte diğer iletişim araçlarını kapatarak ( telefon, televizyon.. gibi) bir süre birbirinizi dinleyeceğiniz ortam yaratarak başlayabilirsiniz.  Bunun hayatınızda yapacağı değişikliğin hemen olmayacağını, belki bir aya yakın süreceğini bilmenizi isterim. Hatta hafta sonları uygulamanın üzerinizdeki etkilerini de paylaşarak doğru yaptıklarınıza odaklabilirseniz daha çabuk yol alabilirsiniz.

Bol iletişimli günler dilerim. Sevgiyle kalın.

Uzman Psikolog Neşe ÖZKARSLI

Bir önce ki ” Şiddet ” başlıklı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.