Ölüm Olayına Yaklaşım Ve Çocukların Yas Tepkileri

Çocuğunuzun ölüm olayıyla karşılaşması kaçınılmaz bir durumdur. Aile büyüklerinin, büyük anne , büyük baba gibi yaşı ilerlemiş kişilerin vefatları eğer doğal ve zamanı içinde gerçekleşmişse bunu anlamak anlatmak daha kolay olacaktır. Ancak zamansız ve birinci dereceden bir kayıbı konuşmak anlatmak ve kabullenme süreci çok daha zorlu olacaktır.  Özellikle genç insanların hem yetişkinleri hem çocukları fazla etkiler. İnanın çocukluk çağında çok sevdiğini kaybetmiş çocuk sayısı tahmininizden daha fazladır.

ölüm ve yas

Ölümlerin çoğu ani gerçekleşir. Bunun şok etkisi de şiddetli ve daha uzun süreli olabilir.  Kaygı artar, zihinsel ve fiziksel tepkiler daha şiddetli olur.  Ailede yaşlı bireyin beklenen ölümüne verilen tepki daha ılımlı, daha kabul edilebilir ve daha kolay baş edilebilir olacaktır.

Ölümü ve yası  beklenen ve sağlıklı biçimde atlatmak kişisel olmakla birlikte ölen kişinin yaşı ve ölüm şekli, ölüm olayını yaşayan kişinin yaşı kadar önemlidir. Eğer küçük bir çocuğun veya genç bir insanın kaybı söz konusuysa ve ani, beklenmedik, kaza yada öz kıyımla gerçekleşen bir ölümse tüm aile bireylerini ciddi düzeyde sarsacak ve yas da bir o kadar da şiddetli ve uzun olacaktır.

Ben bu yazımda daha çok çocukların verdiği tepkilere ve yetişkinlerin davranış şekillerine değinmek istiyorum.

Altı yaşından küçük çocuk tepkisi;

Çocuğun gelişim düzeyinin farklılıklar göstereceği açıktır. Ancak bu yaş gurubundaki çocukların algı düzeyi daha somut kavramlarla şekillendiği için bir  “son” kavramı yoktur. Zaman onlar için uzun süreli belirsizlik değiş kısa, günlük döngülerden oluşmuştur. Uyanılır , yemek yenilir, işe/okula gidilir, akşam olur…  gibi. Bu nedenle ölen kişinin tekrar geri geleceği inancı sık karşılaşılan bir durumdur. Yetişkinlerin  “Kabullenmeme” , “ yok sayma”  durumundan farklıdır.  Bu nedenle   “hayır, gitti , gelmeyecek…”   gibi ısrarların yersiz olduğunu ve hatta daha travmatik bir etki yarattığını belirtmek isterim.

“Ne zaman gelecek?”

“Cennet neresi?”

“Orada üşür mü?”

“Onu ziyarete gidelim mi?”  gibi sorularla karşılaşabiliriz.

On – on iki yaşlarında ise;

Ölüm biraz daha anlaşılır düzeydedir.  Ölmüşse ölmüştür gibi daha kabullenici bir durum halini almıştır. Ancak somut düşünce içeriği halen devam etmekte olduğu için cenaze, mezarlık gibi somut gerçeklere ihtiyaç duyarlar. Sosyal anlamda bazı davranış biçimlerini örnek aldıkları için duyguları saklama konusu ortaya çıkar. Aile içinde konuşulmaktan kaçınıldığı sıklıkla karşılaşılır. Bu davranış biçimi zarar vermekten kaçınma veya  “Ben daha kabul edemedim “   düşüncesinden kaynaklamaktadır.

Ergenlik de ;

Bu dönemde soyut düşünce şekillenmeye başlamıştır.  İlk tepkiler “şok”, “ inanmama”, “reddetme”  gibi olacağı gibi günlük aktivitesine geri dönme, hiçbirşey olmamış gibi davranma tepkilerine rastlayabiliriz.  Tepkiler çocuğun bilişsel gelişimine bağlı olduğu kadar daha önceki ölüm deneyimlerine ve ebeveyn yada çevresindeki yetişkin ve hatta arkadaşlarının ölüme yaklaşımlarına göre değişebilir.  Günlük hayatta da bazı davranış değişikliklerine rastlamak mümkündür.  Aşırı ısrarcı olmak,  okula gitmek istememe, sosyal aktivitelerden uzaklaşma, psikosomatik dediğimiz baş ağrısı, karın ağrısı gibi hastalıkları, kaygı durumu ki bu genellikle sevdiklerini kaybetme korkusu şeklindedir. )  ,  fazla uyku ihtiyacı, uykuya dalmakta zorlanma,  öfke nöbetleri gözlenebilmektedir.

Bu yaşlarda mistik uğraşlar, ölüm olayını anlamaya yönelik bilgi araştırma, ölümü anlamlandırma çabaları görülebilmektedir. Bu konularda aşırı uğraşırlar. “Neden?” ,  “Niye ben bunları yaşıyorum?” sorularının cevaplarını bulmak çok önemlidir onlar için.

ÖNERİLER !

Ne olursa olsun yakın aile içinde ortak bir acı yaşanmaktadır.  Herkes kendisini tamir etmeye çalışırken çocuklara doğru mesajlar aktarmak ve doğru bilgilendirme gayreti içinde olmak zordur. Bilmelisiniz ki aile kendisini iyileştiren önemli bir kurumdur. Her ne olursa olsun doğrudan ve net ilişki kurabilmek iyileşmenin en önemli adımıdır.

Çocukların yaş özelliklerine uygun anlatım ve paylaşımlar, sorulan sorulara sakin ve doğru yanıtlar her zaman geçerlidir ve çok işe yarar.  Küçük çocuklarda oyunla sağaltım daha çok işe yarar. 10 yaşına kadar çocuklar oyundan çok keyif alır ve iç dünyalarını açarlar. Bu bizin onları daha rahat anlamamıza ve onlarında kendilerini bildikleri en kolay dille yani oyunla anlatabilmelerini sağlar.  Daha büyük yaş guruplarında ise ailede kendisini en yakın hissettiği kişilerle ortak bazı aktiviteleri yapmak ve bu sırada belki bazı soruları konuşmak işe yarar. Birlikte yürümek, evde beraber yemek yada temizlik yapmak, birlikte spor yapmak gibi.  Ölen kişiyle anıların paylaşımı, güzel ve gülünç anıların anlatılarak gülebilmek, günlük rutinlere dönmek  gibi düzenlemelerde yas sürecinin rahat geçmesini ve kolay atlatılmasını sağlar.

Bir önce ki ” Utangaçlık Mı, Sosyal Kaygı Mı, Fobi Mi? ” başlılı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.