Utangaçlık Mı, Sosyal Kaygı Mı, Fobi Mi?

Nurten; okulda mezun oluncaya kadar sadece iki arkadaşı olmuştu. Arkadaş bulmakta zorlanır, genellikle yalnız dolaşırdı.  Son derece kibar ve güler yüzlü davranmasına rağmen çevresi hep boş kalırdı. Utangaçlık duygusu ağır basardı.

Yalın; genellikle okul hayatında başarılı bir çocuktu.  Ders çalışmayı sever ancak spor takımlarında görülmezdi.  Okul gezilerine katılmaz, sözlülerden zayıf alırdı.

Bahadır;  yıllarca aynı işte sebatla sabırla çalıştı. Hak ettiği terfileri alamasa da hiç işsiz kalmadı. Hakkını savunamadığını düşünür ancak bunun için herhangi bir girişimde bulunmaktan hep geri dururdu.

Selda; okul bittikten sonra hiç çalışmamış, ailesiyle birlikte oturmaya devam etmişti.  Çok fazla arkadaşı olmamış hatta hiç erkek arkadaşı bile olmamıştı.  Birkaç sevdiği olmuştu. Bir keresinde ciddi tutulmuştu. Onunla evlilik hayalleri kurmuş, bir gün mutlaka onunla konuşmaya söz vermişti.  Yakın komşusu olduğu için karşısına hep çıkardı ancak hiç konuşma cesareti olmamıştı. Bir gün nişanlandığı haberini alınca Selda yıkıldı. Günlerce evden çıkmadı. Kimse buna bir anlam veremedi çünkü duygularında hiç bahsetmezdi.

İnanın buna benzer hayatlar çevremizde o kadar çok ki.  Bu kişilerden bir kısmı çok yakınımızda olabilir. Ve hatta hepiniz benzer durumdaki kişilerden birini mutlaka tanıyorsunuz yada sizin yaşamınıza bu örnekler benziyor olabilir.

Utangaçlık., Sosyal Kaygı, Fobi Psikolojik bir sorun mu?

Sosyal bilimciler dünyada kalabalık şehirleşmenin  getirdiği bir durum olarak değerlendirseler de bu durum tamamen psikolojik bir sorun olarak değerlendirilir ve tedavi edilmesi gerektiği düşünülür. Siz ne düşünürsünüz bilmem ama, eğer içinde bulunduğunuz durumdan şikayetçi iseniz, yaşamak istediğiniz farklı bir dünyanın hayalini kuruyorsanız, bu hayal çok yakınınızda ve son derece gerçekçiyse durmayın hemen harekete geçin. Sanki bir perdenin arkasındaymış gibi gün ışığını yakalamanıza ramak kaldı sözünü verebilirim.

utangaçlık

Adını ne koyarsanız koyun ister sosyal fobi, ister kaygı bozukluğu ister utangaçlık; siz bu halinizden hoşlanmıyor ve değiştirmek istiyorsunuzdur.  Çekingen davranan kişilerin ortak bazı düşünce biçimleri vardır. Bunlardan birkaçını sıralarsak eğer;

  • Alay edilme korkusu
  • Hata yapma korkusu
  • Reddedilmekten korkmak
  • Kendini aptal gibi hissetmek
  • Başkaları tarafından sevilmeme korkusu
  • Eleştirilme korkusu
  • Herkesin size baktığı düşüncesi…

Böyle bir durumla karşı karşıya gelen kişiler ne yaşarlar?

Ruhsal ve bedensel zorlayıcı bir durum içindedirler. Bunlarda bazılarını sayalım.

  • Korku hali
  • Oradan derhal uzaklaşma ve kaçma isteği
  • Ellerin terlemesi
  • Hızlı kal atışı
  • Anlamsızca hareketler hatta sakatlıklar
  • Kekeleyerek konuşma, ne diyeceğini toparlayamama hatta unutma
  • Bazen de bayılma hissi, korkusu veya utangaçlık gibi gibi…

Çekingen olmak çok zorlayıcı bir durumdur.  Eğer bu durumdan memnuniyetsizlik uzun yıllar devam ederse bir süre sonra depresif bir düşünce içine girilebilir. Bu durumda  “öğrenilmiş çaresizlik” dediğimiz  kısır döngünün içinde dönüp durulur.

Peki o zaman ne yapmamız gerekir diye sorduğunuzu biliyorum. En başta sabırlı olacağız ve öncelikle duygu ve düşüncelerimizi iyi tahlil ederek başlayacağız.  Daha sonrasında duygu ve düşüncelerin değiştirilme aşamasına gelinmiş olacaktır.  Bilmenizi istediğim en önemli konu , davranış değişimi aynı zamanda duydu ve düşüncelerin de değişimi anlamına gelecektir. Her nereden başlarsanız başlayın mutlak değişim başlamıştır.

Birkaç kolay formül

Bu verdiğim kolay egzersizlerle başlamanız ilk adımı attığınız anlamındadır.

  • Kendinizin en iyi yönlerini ortaya çıkartın. Bu yönlerinizi yakınlarınızla paylaşın. Bu öğünmek değil kendinizi doğrudan ifade etmektir
  • Çevrenizdeki kişilere fark ettiğiniz olumlu ve güçlü yönlerini söylemekten çekinmeyin. Açık iletişim için çok büyük bir adım attınız.
  • Evde yüksek sesle şarkı söyleyin. Yakınınızda bir çocuk varsa ona yüksek sesle kitap okuyun . daha sonra bunu bir yetişkin yakınınıza yapabilirsiniz.
  • Kalabalık ortamlarda her zamankinden daha fazla kalmaya gayret edin. Gitmek istediğinizde biraz daha kalarak farklı kişilerle tanışma gayreti içinde olun yada ev sahibine yardım edin.
  • Başkalarının değil kendi düşüncelerinize odaklanın. Akıl okuma henüz icat edilmedi.
  • Arkadaş toplantılarında fikir, düşünce ve inançlarınızda bahsetmeyi ihmal etmeyin. Aynı fikirde olduğunu düşündüğünüz kişilerin yanında konuşmakla başlamak daha kolay olacaktır.
  • Arkadaşlarınıza davet verin. Bu bir cafede oturma yada evde parti verme arasında her türlü teklif olabilir.
  • Yeni hobiler edinin. Bu aynı zamanda sizin sosyal ortamınızı da değiştirecek, yeni insanlar tanımanıza yardımcı olacaktır.
  • Arada kendinizi şımartın. Yeni giysi, kişisel bakımda değişiklikler… gibi

Bu yaptıklarınızı küçük adımlarda arttırarak devam edin.  Unutmayın yılların alışkanlıkları var üzerinizde. Hiç bir şey hemen ve mükemmel olmayacaktır. Kararlılık ve devam önemlidir.  Cesaret ve sabır sizin  ışığınız olsun.

Başarılarınızın farkına varın ve bunu yakın çevrenizle paylaşın ki onlarda sizin değişim hızınıza yardımcı olsunlar.  Kendi kendinize olumlu ve güçlü yönlerinizi yüksek sesle söylemekten çekinmeyin.  Artık hayata  “ ben de varım “  demenin vakti gelmiştir.  Ve hata yapmaktan kesinlikle korkmayın. Hata öğrenmektir. Hata yapıyorsanız öğrenmeye başlamışsınızdır.

Eh o zaman bana da bol arkadaşlı günler dilemek kalıyor. Sevgiyle kalın.

Bir önceki Öfkeli Hissetmenin Dayanılmaz Hafifliği yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Uzman psikolog Neşe ÖZKARSLI